logo

16 Ağustos 2016

Vakıfların Toplum Hayatındaki Önemi

Nimetullah Demir

Vakıf bir gayenin tahakkuku için Allah rızasını kazanmak niyetiyle ilahi bir emri yerine getirmek, kişinin kendisi ailesi ve diğer insanların yararına yaptığı her türlü hayırlı iş anlamındadır. Bu bakımdan vakfın hükümleri vakfın talepleri hiçbir şekilde gayesi dışında değiştirilemez.

Toplumsal hayatta sayısız işlevler gören vakıf kurumu, Müslümanların hukuk dünyasında önemli katkılardan biridir. Vakıf hukuku, İslam tarihinin daha ilk döneminde kurulan vakıfların örnek durumu göz önünde tutularak, İslam hukukçularının takdire değer çabaları sonucu işlenip geliştirilmiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte “insan ölünce üç şeyden başka ameli sona erer. Devam eden sadaka (sadaka-i cariye) faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat” denilmektedir.

Bu hadiste geçen sadaka-i cariye sözü İslam hukukçuları tarafından vakıf olarak yorumlanmıştır.

Diğer taraftan “sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe eremezsiniz. Ayeti Celile’sinde bu hakikati ifade etmektedir. Hz. Peygamberin, kendisine ait arazi ve hurmalıkları vakfetmesi; bütün Müslümanlar için örnek bir hareket olmuştur. Bu yüzden hemen bütün Müslüman memleketlerde hayatın bütün safhalarını kaplayacak, halkın her türlü ihtiyacını karşılayacak ve az da olsa muhtaçları sıkıntılardan kurtaracak birçok vakıf kurulmuştur. Bu vakıflar sebebiyle ruz-i mahşerdeki mükâfatına tam iman eden imanlı ecdadımız, her alanda varidatının önemli bir kısmını hal-i hayattayken vakıf senedini düzenleyerek infak ederdi, bundan dolayı Osmanlı Devleti denildiği zaman akla vakıf medeniyeti gelmektedir.

Nitekim Kanuni Sultan Süleyman devrinin ünlü tarihçisi ve devlet adamı Lütfi Paşa, Asafname adındaki eserinde, ideal bir devlet adamının gelirlerinin üçte birini harcamasını, üçte birini tasarruf etmesini, üçte birini de hayır ve vakıf işlerine yatırmasını gerektiğini yazmaktadır.

 VAKIFLARIN EHEMMİYETİ HAKKINDA ZİKREDİLEN AYET VE HADİSLER

  Vakıfların yönetimi, emanet bilinciyle yapıldığı için emanetlerin ehline verilmesini emreden ayet, vakıf mütevellileri için daima rehber olmuştur. “ Hiç şüphesiz Allah size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor, şüphesiz Allah işitir ve görür.” (Nisa. 4-58)

Yüce kitabımız da infak ve tasadduka işaret eden bir çok ayeti kerime bulunmaktadır. “Ey insanlar, ruku edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin. İyilik yapın ki saadete erişesiniz.” (Hac.22-77)

Keza, infak ayetleri içinde, vakıfla en başta ilişkisi kurulan ayet, özellikle en hoşa giden şeylerden Allah yolunda harcamayı, teşvik eden şu ayeti kerimedir.” Sevdiğiniz şeylerden sarf etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne sarf ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Al-i İmran. 3-92)

Başka bir ayette de sana, ne sarf edeceklerini sorarlar de ki:sarfedeceğiniz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği, Allah şüphesiz bilir.”(Bakara.2-215)

İNFAK İLE HAYRI TEŞVİK EDEN ÖRNEK HADİSLER

Hz. Peygamberimiz çeşitli hadislerde iyi çığır açmayı, iyiliğe kılavuzluk etmeyi, akit ve tasarruflardaki şartların meşruluk temelini belirterek, vakıf kurmanın önemini ve temel dayanaklarını ortaya koymuştur. Nitekim bir hadisi şerifte: Kim, daha sonra kendisine uyulan güzel bir çığır açarsa, kendisi için buna göre hareket edenlerin ecri kadar ecir vardır. Aynı şekilde hareket edenin ödülünden de bir şey eksilmez. Kim de kötü bir çığır açarsa kendisi için buna göre hareket edenlerin günahı kadar günah vardır, bunların günahından da bir şey eksilmez.” ( Müslim, ilim. 15)

Hadisin ilk bölümündeki güzel  örneklerden birisi de, hiç şüphesiz vakıf kurmaktır. Keza, başka bir hadiste de Efendimiz, iyiliğe kılavuzluk etmeyi, iyiliği işlemek değerinde görür. “İyiliğe kılavuzluk, öncülük eden o iyiliği işleyen kimse gibidir.” (Müslim.İmaret.133)

Toplumsal hayatta sayısız işlevler gören vakıf kurumları, Müslümanların hukuk dünyasına önemli katkılar sunmuşlardır. Bilhassa vakıf eserlerinin zirveye çıktığı Osmanlı Devleti’nde sayısız vakıf müesseseleri kurulmuştur. Onlardan bir iki ilginç vakıftan örnek verebiliriz:

 OSMANLI DÖNEMİNDE  PARASIZLIKTAN OKUYAMAYAN FAKİR ÇOCUKLARA EĞİTİM VEREN  ÖRNEK VAKIFLAR

Vakfın adı= II. Sultan Bayezid Vakfı

Kurucu Lakabı=Veli, Gazi Sultan   Kurulduğu yer= Amasya  Kuruluş tarihi= 901 h. (1495 M.)

Vakıf Şartı=… Bu cami umum Müslümanlara ve cumhur-ı müminlere vakıftır. Bu caminin yanında yetimler ve fakir çocuklar için bir mektep bina eylemiştir. Yine onun civarında bir imaret-i şerife bina etmiştir.

…Akşam sabah orada yemek pişirip oraya gelen yolcular, yoksullar, dullar, yetimler ve diğer müminler buradan yemek yerler. Hiç kimse mahrum bırakılmaz… Üç gün orada kalıp kendilerine günde iki nevbet yemek verilir. Hayvanlarına da alef verilir…

Sultan II. Bayezid vezirleriyle Amasya külliyesinin ziyaretinde bulunuyordu. O esnada Sultanı görmeye gelen görmek isteyen toplanmış kalabalık arasında, yalınayak üstü başı dökük bazı çocukların, ihtiyaçtan dolayı aileleri tarafından çalıştırmak zorunda olduklarını duyunca, asırlar geçse de unutulmayacak o tarihi vakıf kurma kararını açıklamış; “Burası bütün halkımın camisi ve medresesidir. Bundan böyle hiçbir çocuk maddi imkânsızlık sebebiyle mektepten ve okumaktan mahrum kalmayacak, eğitim masrafları karşılandığı gibi giyim kuşamları, yeme içmeleri de ayrıca karşılanacaktır. Nitekim Padişah bu emrini  ancak bir vakıf sayesinde süreklilik kazanabileceğini de iyi biliyordu ki Amasya’nın fakir çocuklarına yüzde yüz bursla eğitim hizmeti vererek bir vakıf kazandırmıştı. II.Bayezid vakfı diye kayıtlara geçen bu vakıf daha sonra hizmet ağını genişleterek ve dar gelirli insanların çocuklarıyla bilekte bütün muhtaçlar, yolcular ve misafirler için de sabah akşam yemek çıkarmayı hatta binek hayvanlarına da arpa, yulaf vermeyi bir vakıf şartı olarak hayata geçirecektir.

OSMANLI DÖNEMİNDE  FAKİR ÖĞRENCİİLERE BURS VEREN  BAŞKA BİR VAKIF

Vakfın adı:Mehmed Arif Efendi, bin İshak Efendi Vakfı

Kurucu Lakabı:Antep Müftüsü, müderrisin-i kiramdan,Kozani-zade, Kurulduğu yer, Gaziantep

Kuruluş Tarihi, 1233  (1831 M. ) Vakıf şartı= Kozanlı cami-i şerif-i avlusunun canibi şimalinde ve şarkında kâin (bulunan) ve birbirine muttasıl (bitişik) sekiz adet hücürat ve bir adet dershanede sakin tullabı(talebeleri) zevi’l-babtan tahsil-i ulum için garibu’d-diyar olanların beher-birine ikişer kuruş ve yerlü olan talibe bir kuruş…

Kozani-zade biraz da ilmiye sınıfına mensup olması sebebiyle olsa gerek, ilim tahsili için gurbete çıkmış talebelere ayrı bir değer verir; onlar için kendinden sonra da devam edecek bir hayrat bırakmayı arzu ettiğinden bu emelini bir vakıf kurmak suretiyle gerçekleştirmişti.

“Mehmet Arif Efendi oğlu İshak Efendi Vakfı’nın hizmeti, Kozanlı cami medresesinde okuyan talebelere para yardımında bulunmaktı. Medrese de yatılı kalan öğrencilerden ailesi şehir dışında olanlara ayda 2 kuruş, Antep ”in içinde olanlara bir kuruş burs…”

Tarihteki eğitim sistemimizin bel kemiğini oluşturan anlayış buydu: Allah’a şükür ki bu gün de bu geleneği devam ettiren öğrencilere burs vermeyi gaye edinmiş olan Muş vakfımızdır. Hiç şüphesiz ki bin bir zahmetle kurulan, himmet sahibi vefakar, fedakâr  hayır sahibi hemşerilerimizin sayesinde bu günlere kadar devam etmiştir. Vakfımız hayırlı hizmetleri yürüten  ve bu güne kadar binlerce fakir  başarılı öğrenciye burs vererek , güzel hizmetlerini yürütmektedir.

Cenabı- Mevla maddi manevi desteğini esirgemeyen bütün hemşerilerimizin bu gayretlerini ve hayırlarını dergah-ı izzetinde katbe-kat ziyadesiyle kabul buyursun inşallah, cümle geçmişlerinin ruhlarını şad eylesin. Amin

Nimetullah demir-Arşiv uzmanı-Araştırmacı

Share
1228 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ